Son yıllarda özellikle gelişmiş Batı toplumlarında her tür besin seçiminde katkısız, doğal ve organik ürünlere yönelim olduğu gibi ilaç tüketiminden olabildiğince kaçınılmakta, bunun yerine doğal besin desteklerine talep artmaktadır. Vitamin ve mineral takviyelerinde de gitgide tablet, efervesan tablet, kapsül veya toz şekildeki sunumlar yerine meyvelerde, sebzelerde doğal orijinal halinde bulunan vitamin ve mineraller tercih edilmektedir. Tablet, kapsül ve toz şeklinde bulunan vitamin-mineral takviyelerinin mide ve barsaklarda çözünerek etken maddenin katılaştırıcı, bağlayıcı ve koruyuculardan yavaş yavaş ayrışması ve sindirime hazır hale gelebilmesi birçok aşamayı gerektirmektedir. Bu sindirim aşamaları ne kadar çok ve uzunsa emilim ve biyoyararlanım o oranda azalmaktadır. Bu nedenle insanlar artık doğal, organik ve sindirime hazır (predigested) tonik veya şurup halindeki sıvı ürünlere yönelmektedir. Bu tür ürünlerdeki vitamin ve mineraller sentetik veya taklit moleküller yerine, yediğimiz doğal besinlerde bulunan orijinal vitamin ve minerallerin yoğunlaştırılmış ve sindirime hazır (predigested) halde sunulan şekilleridir. Bitkisel, doğal ve organik sıvı preparatlardaki vitamin ve mineraller, vücuda verilir verilmez hiçbir aşamadan geçmeden; mide ve barsaklarımız tarafından değişime uğratılmadan derhal emilmekte ve metabolizmaya direkt entegre olmaktadır. Hiçbir sentetik katkı maddesi, koruyucu ve tatlandırıcı içermediği gibi her bir bileşeni doğal ve organik tarımla yetiştirilen en üst kalite bitki, çiçek, meyve ve sebzelerden elde edilmektedir.
Biyoyararlanımı problemli olan ve emilimi birçok faktöre bağlı olarak değişkenlikler gösteren en geçimsiz element olarak bilinen demir olduğu gibi, toplumda eksikliği en yaygın olarak görülen element de demirdir. Doğada vücut tarafından biyoyararlanımı en üst seviyede olan demir içerikli besin maddesi anne sütüdür. Fakat bugüne kadar en üst teknoloji uygulayan ilaç üreticileri bile anne sütündeki biyoyararlanıma sahip bir demir preparatı geliştirememiştir. Doğayı taklit etmenin de yeterince işe yaramadığını gören gelişmiş Biyoteknoloji devleri artık doğayı insanlara sunmanın yollarını aramaya başlamıştır. Demir eksikliğinin önlenmesi için de Batı toplumlarında artık % 100 doğal ve organik bitkisel sıvı besin takviyeleri kullanılmaktadır.
Çernobil felaketinden sonra hammadde temini için Şili ve güney Şili’de çok geniş arazilerde % 100 sertifikalı organik tarım yapmaya başlayan Salus Firması bu arazilerde yetiştirdiği ve her safhasında kalite kontrolleri yapılan ürünlerden ; Afrika Ebegümeci, Papatya, Rezene, Ispanak, Üzüm, Siyah Kuşüzümü, Vişne, Havuç ve Kuşburnu’ndan elde ettiği doğal demir, C vitamini ve B kompleks vitaminlerini Floradix’te sunmaktadır. Böylece biyoyararlanımı yüksek olarak tamamıyla doğal ve organik Demir (Fe++) , C - B kompleks vitaminleri ile beraber katkısız, koruyucusuz ve emilime hazır (predigested) formda alınabilmektedir. Floradix’in doğal bileşenlerinin seçimindeki özel kombinasyon, vücut tarafından demir emilimini en üst seviyede tutacak uygunluktadır. Örneğin bol miktarda doğal C vitamini içeren kuşburnu özütü demir emilimini artıran önemli bir unsurdur. Bunun yanısıra diğer tüm doğal bitki, meyve ve sebzelerin seçimi demir emilimini en üst düzeyde tutmayı sağlamaktadır. Floradix’teki demirin biyoyararlanımı yüksek (> % 25) olduğu için düşük dozlarda alınabilen demir normalde yol açabileceği mide-barsak yan etkilerini de çok daha az oranlarda göstermektedir. Floradix içerisinde bulunan doğal meyve, sebze ve çiçek özütleri sayesinde mide-barsak sisteminde herhangi bir rahatsızlık söz konusu olmamaktadır.
1916’da kurulan şu anda ise bünyesinde yaklaşık 280 kişinin çalıştığı Salus-Haus, organik ve ekolojik tarım konusunda dünyada lider konumda olarak bu alanda sayısız ödüllere sahiptir. Tamamıyle doğal olmasına rağmen Floradix’in içerdiği Demir, C vitamini ve B kompleks vitaminlerini mikrogram düzeyinde standardize edebilen Alman Salus-Haus, Almanya’daki analiz ve üretim tesislerinde en gelişmiş biyoteknolojik, kalite kontrol ve bilişim sistemlerini kullanmaktadır.
Demir eksikliğinde ortaya çıkan şikayetler ;
- Sürekli yorgunluk hali
- Konsantrasyon eksiklikleri
- Gücün tükenmesi
- Sürekli soğuk algınlıkları
- Sarılaşmış veya soluk yüz rengi
- Kırılan cansız tırnaklar
- Cansız saçlar
- Çatlayan dudaklar ve ağız çevresi
- İştahsızlık
- Performansın düşmesi
- Ellerde ve ayaklarda karıncalanma
Demir depolarının tam dolu olması ;
Kansızlık oluşumunu engeller ve vücüdun kan üretimini aktive eder.
Oksijen alımımızı arttırır
Konsantrasyon ve dikkati arttırır.
Daha çok yaşam enerjisi verir…
Floradix ; kan yoluyla hayati organlarımızın (Kalp,Akciğerler,Beyin ve Kaslar) hücrelerine taşınan oksijenin sürekliliğini ve kalitesini arttırır.
Kan yaşam demektir. Demir ; kanı oluşturan en önemli olmazsa olmaz bir elementtir. Kanın kalitesi içerisindeki demir oranınla ve demirin özelliği ile belirlenir.
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
DOĞAL DEMİRE EN FAZLA İHTİYACI OLANLAR
Hamileler: Sadece kendileri için değil vücutlarında taşıdıkları yeni bir cana daha fazla kan temin etmeleri gerekir. Bilimsel çalışmalarda ortaya çıkan ve genel olarak bilinen en önemli gerçek; planlanan bir hamilelik öncesi vücudun demir depolarını doldurmanın önemini ve gerekliliğini ortaya koyuyor. Vücuttaki kan hacminin oranı yeterli demir stoklarının da yeterli olması demektir.
Emziren anneler: Bilinmelidir ki enne sütü ile beslenen bebekler anne sütündeki demirin sadece % 50’sini alabilmektedirler. (Bu oran inek sütünde sadece % 20’dir.)
Okul çocukları ve gençler: En önemli gelişme dönemindedirler. Bu dönemde kanın kalitesi, yapısı ve renginin oluşumunda ve vücut hücrelerinin demire olan ihtiyacı en yoğun seviyededir. Ve demirin eksikliği performans ve konsantre sorunlarına yol açar.
Genç kızlar ve erişkin bayanlar: Genç kızlık döneminde başlayıp süregelen adet dönemlerinde normalden ve erkeklerden 2 kat fazla demire ihtiyaç duyarlar.
Nekahat dönemi hastaları: Ameliyatlar, kazalar, doğum, ağır hastalıklar sonrası ve kan verme yüksek oranda kan kaybına yol açabilir. Bu gibi durumlarda demir ihtiyacı artar. Demir kan üretimini arttırır ve bağışıklık sistemini güçlendirir.
Diyetler: Miktarı düşük veya tek yönlü beslenme sırasında vücudun demir ihtiyacı artar.
Yaşlılar: İştah azalması ve barsakların emilim kapasitelerinin yaşlılıkta azalması demir ihtiyacının artmasını ve takviyesini gerektirir.
Vejeteryan Beslenme: Bitkisel besinlerdeki demirin hayvansal besinlerdekine göre emilimi daha zordur. Ayrıca birçok bitki demirin emilimini engelleyen maddeler ihtiva eder.
Sporcular: Yüksek performans ancak bol oksijen sayesinde mümkündür. Bedendeki demir miktarı ne kadar yüksek olursa vücuttaki oksijen miktarı da o oranda yükselir. |